<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Profesör Doktor Utku Aydil &#187; ameliyat</title>
	<atom:link href="http://utkuaydil.com/?feed=rss2&#038;tag=ameliyat" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://utkuaydil.com</link>
	<description>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Oct 2023 06:58:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.0.38</generator>
	<item>
		<title>Burun tıkanıklığı ve tedavisi</title>
		<link>http://utkuaydil.com/?page_id=64</link>
		<comments>http://utkuaydil.com/?page_id=64#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2014 14:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[alt konka]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[burun eti]]></category>
		<category><![CDATA[burun polibi]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon]]></category>
		<category><![CDATA[konka]]></category>
		<category><![CDATA[nazal polip]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrekans]]></category>
		<category><![CDATA[septoplasti]]></category>
		<category><![CDATA[septum deviasyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://utkuaydil.com/?page_id=64</guid>
		<description><![CDATA[Burun tıkanıklığı ve tedavisi &#160; Burnun fonksiyonları &#160; Sağlıklı insanlar solunumunu burun yoluyla yapar ve burun yoluyla nefes alıp verir. Burun sadece havanın geçtiği bir yapı değildir. Burnumuzun solunan havayı nemlendirmek, temizlemek ve ısıtmak gibi çok önemli görevleri vardır. Ayrıca koku ve tat alınmasıyla da görevlidir. Nefesimizin burundan geçerken karşılaştığı direnç alt hava yolları ve [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Burun tıkanıklığı ve tedavisi</strong></h1>
<p>&nbsp;</p>
<h3></h3>
<h3>Burnun fonksiyonları</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sağlıklı insanlar solunumunu burun yoluyla yapar ve burun yoluyla nefes alıp verir. Burun sadece havanın geçtiği bir yapı değildir. Burnumuzun solunan havayı nemlendirmek, temizlemek ve ısıtmak gibi çok önemli görevleri vardır. Ayrıca koku ve tat alınmasıyla da görevlidir. Nefesimizin burundan geçerken karşılaştığı direnç alt hava yolları ve ciğerlerimizin daha iyi çalışmasına katkıda bulunur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Burnun yapısı</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bizim için çok önemli bir solunum organı olan burnumuzun içi, <strong>mukoza </strong>dediğimiz deriye benzeyen bir örtü ile döşenmiştir. Burun deliklerimiz septum dediğimiz ve önde membranöz, orta kısımda kıkırdak ve arka ve alt kısımlarda kemik yapıdaki bir bölme ile ayrılır. Septumun üzerini de mukoza örter. Burun içini döşeyen mukoza sinüslerin içinde de devamlılık gösterir. Burun ve sinüslerdeki mukoza günde bir litre civarında temizleyici sıvı salgılar ve bu sıvı sürekli olarak yutulur.</p>
<p>Burnumuzun her iki tarafında önden arkaya ve aşağıdan yukarıya doğru yerleşmiş <strong>konka</strong> dediğimiz burun etleri mevcuttur. Konkalar, burnun fonksiyonlarını yerine getirmesinde görev alan en önemli parçalarıdır. Özellikle alt konka, burnun solunan havanın ısıtılması, nemlendirilmesi ve temizlenmesi gibi önemli görevlerini yerine getirebilmesi için önemli bir bölümüdür. Alt konka bir kemik iskelet üzerinde yer alan şişip inebilen, büyüyüp küçülebilen dinamik bir yapıyı içerir. Gün içinde birkaç saat ara ile her iki taraftaki burun etleri sırayla şişer ve iner. Buna <strong>nazal siklus</strong> denir. Bazı kişiler bu durumu fark edebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Ağız solunumunun sakıncaları</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burun tıkanıklığı ağız solunumu yapılmasına, ağız solunumu da boğaz kuruluğu, uyku kalitesinde düşme, sık boğaz enfeksiyonu geçirme ve baş ağrısına neden olabilir.</p>
<p>Burun tıkanıklığı sportif performansı olumsuz etkiler.</p>
<p>Sürekli burun tıkanıklığı nedeniyle ağız solunumu yapılan durumlarda akciğerlerde istenen koşullarda verimli gaz değişimi güçleşir, kandaki oksijen seviyesi düşer.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Burun tıkanıklığının nedenleri</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burun tıkanıklığının en sık rastlanan nedenlerinden biri burun orta bölmesinin yani nazal septumun deviasyonudur. Nazal septum önde membranöz yapıda, orta ksımlarda kıkırdak ve arka kısımlarda kemik yapıdadır. Kıkırdak veya kemik bölümlerdeki doğuştan veya sonradan gelişen eğrilikler burun tıkanıklığının en sık nedenlerindendir.</p>
<p>Diğer bir burun tıkanıklığı nedeni de burun eti (konka) büyümeleridir. Konkalar her iki burun deliğinde aşağıdan yukarıya ve önden arkaya doğru yerleşir ve üç tanedir. Özellikle alt konkaların büyümesi ve orta konkaların orta kısmının bir sinüs gibi havalı bir boşluk içererek doğuştan büyük olması (<strong>konka bülloza</strong>) burun tıkanıklığının sık görülen nedenleridir<strong>. Septum deviasyonu</strong> olan hastalarda genellikle eğriliğin olduğu tarafın karşısında alt konka büyümesi görülür.</p>
<p>Burun içinden geçen havaya en fazla direncin gösterildiği bölge nazal valv bölgesidir. Bu bölgede darlık olması burun tıkanıklığı ve nefes alma güçlüğüne neden olabilir. Bu duruma<strong> nazal valv darlığı</strong> denir.</p>
<p>Enfeksiyonlar da sık karşılaşılan burun tıkanıklığı nedenleridir. Nezle, grip ve soğuk algınlığı gibi akut viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında kısa süreli ve geçici burun tıkanıklığı görülür. <strong>Kronik sinüzit</strong> hastalığında ise geniz akıntısı, yüzde dolgunluk, koku alma azlığı ile beraber geçmeyen ve uzun süreli burun tıkanıklığı görülebilir. Kronik sinüzite eşlik edebilen ve <strong>nazal polipozis</strong> olarak adlandırılan burun içi yaygın polip gelişimlerinde de giderek artan burun tıkanıklığı görülür.</p>
<p>Allerjik ve mikroplara bağlı olmayan bazı nezle türleri de burun tıkanıklığı yapabilmektedir. Bu nezle türleri gebeliğe, bazı ilaçların kullanımına, dekonjestan burun spreylerinin uzun süreli kullanımına, çalışma ortamındaki bazı maddelere ve diğer bazı nedenlere bağlı ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p>Çocuklarda uzun süren ve geçmeyen burun tıkanıklığının en sık nedeni geniz eti büyümesidir. Erişkin yaşamda da nadiren geniz eti büyümesi görülebilmektedir. Çocuklarda allerjik nezle sık rastlanan diğer bir burun tıkanıklığı nedenidir. Çocuklarda da septum deviasyonu ve konka büyümeleri burun tıkanıklığı yapan nedenler arasındadır. Diğer nedenler arasında burna kaçan ve farkedilmeyen yabancı cisimler ve kronik sinüzit ve adenoidit (geniz eti iltihabı) gibi enfeksiyonlar sayılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Burun tıkanıklığının tedavisi </strong></p>
<p>Burun tıkanıklığının tedavisi, neden olan hastalığa göre son derece değişiklikler göstermektedir. Burun tıkanıklığının pek çok farklı nedeni olabildiği için en önemli nokta doğru bir teşhis konmasıdır.</p>
<p>Septum deviasyonu, nazal valv darlığı ve konka büyümelerinin tedavisi cerrahidir. Akut enfeksiyonlar ilaç tedavisi ile iyileştirilebilmektedir. Kronik sinüzit ve nazal polipozis hastalıklarında önce ilaç tedavisi kullanılmakta, eğer ilaç tedavisi istenen seviyede iyileşme sağlamazsa cerrahi tedaviye başvurulmaktadır.</p>
<p>Allerjik nezlenin tedavisinde en önemli basamak allerji yapan maddeyi bulmak ve mümkün olduğunca allerji yapan maddeyle temastan kaçınmaktır. Ayrıca allerji tedavisi için kortikosterodli burun spreyleri ve antihistaminikler gibi diğer bazı ilaçlar kullanılmaktadır.</p>
<p>Diğer nezle durumlarında ise hastalığın türüne göre ilaç tedavisi ya da diğer bazı tedbirler kullanılır.</p>
<p>Çocuklarda geniz eti büyümesinin tedavisi de geniz etinin ameliyatla alınmasıdır. Çocuklarda septum deviasyonu varlığında eğer ileri derecede burun tıkanıklığına neden oluyorsa sınırlı bir cerrahi işlem yapılabilmekte, burun eti büyümelerinde radyofrekansla burun eti küçültülmesi işlemi uygulanabilmektedir.</p>
<p><strong> Septum deviasyonu ameliyatı &#8211; septoplasti </strong></p>
<p>Septum deviasyonun tedavisi cerrahidir. Ne yazık ki septum deviasyonunu düzeltebilecek bir ilaç tedavisi yoktur. Septum deviasyonunun düzeltilmesi ameliyatına <strong>septoplasti</strong> adını vermekteyiz. Septoplasti işlemi genel anestezi altında veya lokal anestezi altında ve sedasyonla yapılabilmektedir. Septoplasti ameliyatı ortalama olarak 20-40 dakika sürmektedir. Ameliyat burun içinde küçük bir açıklık oluşturularak yapılır ve yara izi kalmaz. Ameliyatla önce kemik ve kıkırdak yapılar üzerindeki mukoza hasar vermeden kaldırılır. Ameliyatta eğri olan ve burun tıkanıklığına neden olan kemik ve kıkırdak parçalar düzeltilir ve çıkartılır ama mümkün olduğunca normal kemik ve kıkırdak dokular ile kemik ve kıkırdak bölmenin üzerindeki örtücü mukoza korunur.</p>
<p>Ameliyat bitiminde iyileşmenin daha iyi olması için her iki burna rahatsızlık vermeyen yeni nesil tamponlar konulmakta ve tamponlar birkaç gün sonra çıkarılmaktadır. Tampon çıkarılırken daha önce kullanılan bez tamponlardaki gibi önemli bir ağrı hissedilmez. Tampon konulmasını istemeyen hastalar için <strong>tamponsuz septoplasti ameliyatı</strong> yapılması da mümkündür. Tamponlar alındıktan sonra hastaların birkaç kez kontrol ve burun içi pansumanına gelmesi gerekmektedir. Ameliyat sonrası bakımlar da ameliyat kadar önemlidir. Ameliyat sonrası genellikle birkaç günlük istirahat sonrası hasta normal sosyal ve çalışma hayatına dönebilmektedir. Ameliyat sonrası kanama riski son derece düşük ve önemsizdir. Septoplasti ameliyatı sonrası yüzde şişlik, morarma ve kanama görülmez. Burna alçı konulmaz.</p>
<p><strong> Konka (burun eti) küçültülmesi işlemi </strong></p>
<p>Günümüzde alt burun eti (alt konka) küçültülmesi için kullanılan en sağlıklı ve güvenli metod radyofrekanstır. İşlem radyo dalgalarıyla belli bir sıcaklıkta, belli ölçüdeki enerji transferinin sağlanarak dokuda kontrollü bir hasar oluşturmaya dayanır. Radyofrekans uygulaması alt konkaların burun için hayati olan fonksiyonlarını bozmadan istenen miktarda küçültülmesini sağlar. Ameliyatla alt burun etinin tamamının veya büyük bir bölümünün alınması ise çok sakıncalıdır.</p>
<p>İşlem poliklinik koşullarında lokal anestezi ile yani narkoz verilmeden güvenle ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir. İşlem yaklaşık olarak 20 dakika sürer. Ağrılı veya kanamalı değildir. İşlem sonrası tampon kullanılmaz ve kanama görülmez. İşlem yapıldıktan sonra hasta hemen normal yaşantısına dönebilir ve beslenebilir. İşlem sonrası hastanın birkaç kez kontrol ve burun içi bakımı için kontrole gelmesi gerekir.</p>
<p>Radyofrekansla alt konka küçültülmesi işlemi allerjik nezlede burun tıkanıklığı dışındaki hapşurma ve burun akıntısı gibi şikayetlerin kontrol altına alınmasında da yardımcı olabilmektedir. Septum deviasyonu olan hastalarda eğriliğin olduğu tarafın diğer tarafındaki alt konkanın da radyofrekansla küçültülmesi genellikle gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://utkuaydil.com/?feed=rss2&#038;page_id=64</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda horlama ve geniz eti</title>
		<link>http://utkuaydil.com/?page_id=56</link>
		<comments>http://utkuaydil.com/?page_id=56#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2014 13:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[adenoid]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı açık uyuma]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://utkuaydil.com/?page_id=56</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda Horlama ve geniz eti &#160; Zaman zaman çocuklarda horlama görülebilmektedir. Ancak bunun sürekli bir hal alması ve hemen her gün horladığını görmeniz bir şeylerin ters gittiğinin işareti olabilir. &#160; &#160; Horlama sesi niye ve nasıl oluşur?  &#160; Horlama burun, geniz veya boğaz bölümlerinde havayolunun daralmasına ve tıkanıklığına işaret eder. Bu bölgelerde oluşacak havayolunun geçici [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Çocuklarda Horlama ve geniz eti </strong></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zaman zaman çocuklarda horlama görülebilmektedir. Ancak bunun sürekli bir hal alması ve hemen her gün horladığını görmeniz bir şeylerin ters gittiğinin işareti olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Horlama sesi niye ve nasıl oluşur?  </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Horlama burun, geniz veya boğaz bölümlerinde havayolunun daralmasına ve tıkanıklığına işaret eder. Bu bölgelerde oluşacak havayolunun geçici veya kalıcı daralmaları horlama sesinin oluşmasına neden olabilir. Horlama sesi oluşma mekanizması bakımından dudağımızı büzerek yani oluşturduğumuz ıslık sesine benzetilebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuğum bazen hastalandığında horluyor. Bu durum normal midir?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çocuklarda havayolunun çapı erişkinlere göre belirgin olarak daha küçüktür. Havayolunun çapında daha fazla oluşan küçülmeler çocuklarda çok çabuk ve dramatik sonuçlar doğurur. Çünkü alan, yarıçapın karesi ile orantılıdır. Çocuklarda zaten küçük olan yarıçapta oluşan küçülmeler çok hızlı ve fazla miktarda havayolu darlığına neden olur.</p>
<p>Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında özellikle burun içini döşeyen mukozanın şişmesi (ödem) nedeniyle havayolu daralır. Buna ilaveten oluşan akıntılar ve balgamlar tıkanıklığı arttırır. Sonuç olarak çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında horlama oluşabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuğum uzun süredir hemen her gece horluyor. Nedeni ne olabilir? </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çocuklarda uzun süredir mevcut olan horlama ve ağzı açık uyuma üst havayolunda mekanik bir tıkanıklığa işaret eder. En sık nedeni de geniz eti olarak bilinen adenoid doku büyümesidir. Geniz eti büyümesi hastalığı dışında bademciklerin aşırı büyümesi, burun içi konkalarda (burun etlerinde) büyüme, septum deviasyonu (burun orta bölmesinde eğrilik), burun içinde yeni et yani polip oluşumu, allerjik nezle gibi durumlar da çocuklarda horlamanın sık nedenleri arasındadır.</p>
<p><strong>Geniz eti sadece horlayan çocuklarda mı olur? Geniz etinin olması bir hastalık mıdır?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adenoid dokusu (geniz eti) her çocukta bulunan ve bazen erişkinlerde de varlığı gözlenebilen, bağışıklık sisteminin bir parçasını oluşturan bir dokudur. Adenoid dokusu genizde yer alır.</p>
<p>Geniz eti hastalıklı bir doku ya da sadece hasta çocuklarda olan bir doku değildir. Ancak geniz etinin büyüyerek havayolunu tıkadığı durumlarda geniz eti büyümesi hastalığından bahsedilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuğum horlamıyor ve uykuda bir şikayeti yok. Kontrol için geniz etine baktırmalı mıyım?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hiçbir şikayeti olmayan bir çocukta geniz etinin kontrol edilmesinin gereği yoktur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Büyümüş geniz eti zamanla küçülür mü?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adenoid dokusu en çok 2-5 yaşlar arasında büyüme gösterir. Ancak bu mutlak bir kural değildir. Daha küçük çocuklarda ve bebeklerde, daha büyük çocuklarda ve hatta erişkinlerde bile büyümüş adenoid dokusu ile karşılaşılabilmektedir.</p>
<p>Geniz eti büyümesi hastalığı olan bir çocuğun ilerleyen aylar veya yıllar içinde geniz etinde küçülme olabileceği gibi boyutunda değişim olmayabilir ve hatta geniz eti zamanla daha da büyüyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz eti büyümesinin horlama ve ağzı açık uyuma dışında olumsuz etkileri olabilir mi? Çocuğun horlaması bir hastalık mıdır?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çocuklarda uzun süreli horlama tek başına bir hastalık olmaktan ziyade bir durumun habercisidir. Çocukta üst havayolunun bir yerinde daralma olduğunu, solunumun zorlanarak gerçekleştirildiğini gösterir. Horlayan ve ağzı açık uyuyan çocuklarda, gece horlama sırasında nefes durmalarının oluştuğu uyku apnesi hastalığı da olabilir. Bu durumun tespiti için ailelerin çocuklarını uyku esnasında dikkatle gözlemeleri gerekir.</p>
<p>Kronik olarak horlayan ve ağzı açık uyuyan çocuklarda yüz, çene ve diş yapısında bozukluklar gelişebilir. Uyku kalitesi ve oksijen seviyesi düşme göstereceğinden davranış değişiklikleri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, sinirlilik ve agresif davranışlar gözlenebilir. Okul başarısı etkilenebilir. Gece yatağa idrar kaçırma sorunu olabilir. Hatta ileri durumlarda büyüme, gelişme, ve iştah etkilenebilir. Ağır vakalarda yıllar içinde kalp ve akciğer sorunları ortaya çıkabilir. Çocukluğunda horlama ve uyku apnesi hastalığı olanlar, erişkin yaşamda da uyku apnesi hastalığına daha sık yakalanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz eti büyümesi tedavi edilmezse daha başka bir hastalığa dönüşür mü?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Geniz eti büyümesi tedavi edilmezse olumsuz sonuçlar doğurabilir ama hastalık başka bir şekle dönüşmesi ya da geniz etinden tümör gelişmesi söz konusu değildir. Ancak çok çok nadiren başka hastalıklar geniz eti büyümesini taklit edebilmektedir. Ayrıca erişkinlerde geniz eti büyümesi nadir görüldüğünden, tespit edildiğinde patolojik inceleme yapılması için biyopsi alınması gereklidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Uykuda çocuğum horluyor sonra birden horlaması kesiliyor, nefes almıyor ve bir süre sonra tekrar horlamaya başlıyor! Bu durumda endişe etmeli miyim? </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Maalesef evet, endişe etmelisiniz! Bu durum çocuğunuzda uyku apnesi hastalığı olduğuna işaret etmektedir. Böyle bir gözlemde bulunduğunuzda en kısa sürede bir KBB hekimine başvurmalı ve çocuğunuzun tedavisini yaptırmalısınız. Çocuklarda uyku apnesi hastalığı mutlaka ve vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Uykuda nefes durması söz konusu ise tedavi için ameliyatla geniz eti ile beraber büyük olmasalar bile bademciklerin de alınması gerekecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz etinde büyüme olup olmadığı nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geniz etinde büyüme olup olmadığının teşhisinde en iyi yöntem endoskopla geniz bölgesinin muayenesidir. Bunun yapılamadığı küçük çocuklarda geniz eti filmlerinden faydalanılır. Ağız yoluyla yapılan elle geniz eti muayenesi artık kullanılmayan bir yöntemdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz etinde büyüme saptandığında tedavi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geniz eti büyümesi hastalığının tedavisi ameliyattır. Ancak bazı hastalarda üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle geniz etinde enfeksiyonun yerleşmesi (adenoidit) nedeniyle geniz etinde ödem ve iltihaba bağlı olarak, ilaçla tedavi edilebilir büyüme gözlenebilmektedir. Böyle bir durum saptandığında 2-4 haftalık antibiyotik tedavisi verilir ve şikayetlerin geçip geçmediğine bakılır.</p>
<p>Eğer geniz eti büyümesi hastalığı enfeksiyona bağlı değilse ya da antibiyotik tedavisine bir yanıt alınamamışsa geniz etinin ameliyatla alınması gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz etinin alınmasının gerektiği başka durumlar var mıdır?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geniz etinin nefesi tıkayacak kadar büyük olmadığı ve horlamaya neden olmadığı diğer bazı durumlarda da ameliyatla alınması gerekebilir. Bunların en sık rastlanan ikisi, kulakta sıvı toplanmasının (seröz otit) olduğu durumlar ve çocuklarda sık tekrarlayan sinüzit veya üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz eti ameliyatı nasıl yapılır? </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geniz eti ameliyatı genel anestezi altında yani narkoz verilerek yapılır. Ameliyat ağız yoluyla geniz etinin kazınması şeklinde yapılır. Geniz etinin orta kısımlarda yer alan ve havayolunu tıkayan kısımları çıkarılır. Ameliyat yaklaşık olarak 15-30 dakika sürer.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında iyileşme nasıl olur?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ameliyat sonrası kısa süreli bir diyet verilir. Ameliyattan sonra aynı gün taburcu olunur. Ameliyattan sonra birkaç gün içinde okula ve günlük yaşama dönülür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz eti ameliyatı riskli midir?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geniz eti ameliyatı genel anestezi altında yapıldığından genel anestezi riskleri mevcuttur. Ancak günümüz tıbbının ve anestezi biliminin ulaştığı noktada riskler oldukça düşüktür. Ameliyat sırasında komplikasyon gelişme riski de son derece düşüktür. Ameliyattan sonra kanama riski ancak 1000 hastada 1’dir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz etinin alınması daha sonraki yaşam için olumsuz bir sonuç doğurabilir mi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Geniz etinin alınmasının yaşamın geri kalanı için hiçbir olumsuz sonuç ya da sorun doğurması söz konusu değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sadece geniz etinin alınması her zaman horlamayı geçirir mi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Horlayan çocuklarda horlama ve tıkanıklığın tek nedeni geniz etinin büyümesi olmayabilir. Eğer aynı hastada bademciklerde belirgin bir büyüme tespit edilirse, bademcik iltihabı sorunu olmasa bile geniz etiyle beraber bademciklerin de alınması gerekir. Aksi halde geniz etinin alınması yeterli olmayabilir. Ayrıca allerjik nezle varsa tedavisinin yapılması, burun etlerinde büyüme varsa geniz eti ameliyatı ile beraber burun etlerinin (konkaların) küçültülmesi de gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz eti tekrar büyür mü? Alındıktan sonra tekrar ameliyat gerekir mi?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geniz eti ameliyatı uygun bir biçimde yapıldığında geniz etinin tekrar horlamaya neden olacak kadar büyümesi küçük bir ihtimaldir. Geniz eti ameliyatından sonra şikayetlerin devam etmesi ya da tekrarlaması durumunda daha önce gözden kaçan başka bir sorun olduğu düşünülür. Bademciklerin büyük olması, burun etlerinde (konkalar) büyüme ya da allerjik nezle olması bu durumlara örnektir.ezi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geniz eti ve bademcik ameliyatları hangi yaşta yapılmalıdır, yaş sınırı var mıdır? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Geniz eti ameliyatı için bir yaş sınırı yoktur. Geniz eti ameliyatının 2 yaş altında da güvenle yapıldığı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir ve güvenle ve sorunsuz bir şekilde yapılmaktadır. Horlama ve nefes tıkanıklığına neden olan büyümüş geniz etinin küçük yaş nedeniyle alınmaması gibi bir uygulama yanlıştır.</p>
<p>Ancak bademciklerin bağışıklık sistemi gelişim için en azından 3 ya da 4 yaşına kadar alınmaması genellikle istenen bir durumdur. Ancak zorunlu durumlarda ve ağır vakalarda 2 yaşından önce bademcik ameliyatlarının da güvenli ve sorunsuz bir şeklide gerçekleştirildiği bilimsel olarak gösterilmiştir ve uygulanmaktadır. Diğer bir seçenek 3-4 yaşından küçüklerde bademcik küçültme işlemidir. 3-4 yaşından küçük çocuklarda bademcikler radyofrekans teknolojisinin yardımıyla küçültülmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://utkuaydil.com/?feed=rss2&#038;page_id=56</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parotis bezi &#8211; Tükrük bezi tümörleri</title>
		<link>http://utkuaydil.com/?page_id=51</link>
		<comments>http://utkuaydil.com/?page_id=51#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2014 20:25:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Utku Aydil]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[parotis]]></category>
		<category><![CDATA[submandibuler]]></category>
		<category><![CDATA[tükrük bezi]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://utkuaydil.com/?page_id=51</guid>
		<description><![CDATA[Tükrük bezi tümörleri nerelerden kaynaklanabilir? &#8211;          Tükrük bezi tümörleri en çok kulak kepçesi önü ve altında yer alan ve kabakulak hastalığında şişen parotis bezinden kaynaklanır. Ayrıca çene altı (submandibuler) bezden ve ağız ve boğazda yer alan milimetrik boyuttaki mukoza altı tükrük bezlerinden (minör bezler) de tümör gelişebilir. Tükrük bezi tümörlerinin belirtileri nelerdir? &#8211;          En önemli [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tükrük bezi tümörleri nerelerden kaynaklanabilir?</strong></p>
<p>&#8211;          Tükrük bezi tümörleri en çok kulak kepçesi önü ve altında yer alan ve kabakulak hastalığında şişen parotis bezinden kaynaklanır. Ayrıca çene altı (submandibuler) bezden ve ağız ve boğazda yer alan milimetrik boyuttaki mukoza altı tükrük bezlerinden (minör bezler) de tümör gelişebilir.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörlerinin belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>&#8211;          En önemli belirtisi şişlik-sertlik oluşumudur. Parotis bezinden kaynaklanan tümörlerde kulak kanalının önünde, kulak memesinin etrafında veya çene kemiğinin arka tarafında şişlik oluşur. Çene altı tükrük bezi tümörlerinde çenenin hemen altında kitle oluşur. Ayrıca minör bezlerden kaynaklanan tümörler ağızda veya boğazda kitle şeklinde ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörleri neden oluşur?</strong></p>
<p>&#8211;          Tükrük bezi tümörlerinin çoğu durumda kesin oluşum nedeni bilinmemektedir.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörleri kimlerde görülür?</strong></p>
<p>&#8211;          Tükrük bezi tümörleri hemen hemen her yaşta görülebilmekle beraber en çok 30-60 yaşlar arasında ortaya çıkar. Tümörün tipine göre farklılıklar görülebilmekle beraber hem kadınlarda hem de erkeklerde görülme sıklığı birbirine yakındır.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörleri iyi huylu mudur? Kanser görülme oranı nedir?</strong></p>
<p>&#8211;          Parotis bezinden kaynaklanan tümörlerin %80’i, çene altı tükrük bezlerinin ise %60’ı iyi huyludur. Minör bezlerden kaynaklanan tümörlerde ise kanser görüme oranı daha yüksektir.</p>
<p><strong>Tükrük bezlerinin tümörlerinde ne zaman kanserden şüphelenilir?</strong></p>
<p>&#8211;          Tükrük bezi tümörlerinde kanser şüphesi doğuran durumlar şunlardır: Tümörün hızlı büyüme göstermesi, ağrılı olması, yüz felci olması, üzerindeki cilde yapışık olması ve cilde yayılması, ağızdaki/boğazdaki tümörün üstünde yara açılması, boyunda başka kitle ve sertliklerin oluşması.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörlerinde tanı nasıl konur?</strong></p>
<p>&#8211;          Tükrük bezi tümörlerinde ayrıntılı muayene sonrası bazı tetkiklerle değerlendirilme yapılması yararlı olmaktadır. Ultrasonografi ve özellikle MR gibi tetkikler tümörün özelliklerinin daha iyi değerlendirilmesine yardımcı olur. Özellikle parotis ve çene altı tükrük bezi tümörlerinde iğne biyopsisi tümörün tipi ve kanser olup olmadığı konusunda oldukça yardımcıdır ve tedavi öncesi uygulanmaktadır. Bu tümörlerde açık biyopsi sakıncalar içerdiğinden yapılmamaktadır. Ağız ve boğazdaki minör bez kaynaklı tümörlerde açık biyopsi tercih edilir.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörlerinin tedavisi nasıldır?</strong></p>
<p>&#8211;          Tükrük bezi tümörlerinin tedavisi cerrahidir. Tümörlerin ameliyatla alınması gerekmektedir. İyi huylu bile olsalar özellikle bazı tümörler tekrarlayabildiklerinden titizlikle ameliyat edilmelidirler. Bu tümörlerde tekrarlama olasılığını en aza indirmek için sadece tümörün alınması şeklinde bir ameliyat yerine daha kapsamlı ve etraf tükrük bezi dokularının da çıkarıldığı bir ameliyat tercih edilmektedir. Tükrük bezi kanserlerinde ise çok daha kapsamlı ve geniş bir ameliyat yapılır. İyi huylu da olsa, kanser de olsa tükrük bezi tümörleri radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapiye iyi yanıt vermezler ve bunlar sadece ameliyat sonrası yardımcı yöntemler olarak kullanılır. Tek başlarına tedavi edici değildirler.</p>
<p><strong>Tükrük bezi tümörü ameliyatlarının riskleri nelerdir?</strong></p>
<p>&#8211;          Her ameliyatta olan yara yeri iltihabı, kanama, anesteziye (narkoza) bağlı riskler bu ameliyatlarda da mevcuttur. Bunların yanında en önemli risk yüz sinirinin geçici veya kalıcı felcidir. Kalıcı felç riski sadece %1-2 civarındadır. Geçici felç ise daha yüksek oranlarda görülebilmektedir. Geçici felçler ameliyatta yüz sinirinin ve dallarının takibi ve tümörden sıyrılması sırasındaki gerilmelere bağlı olan adı üstünde geçici bir durumdur. İyileşmesi birkaç hafta ile birkaç ay arasında sürebilir. Kanser durumunda veya eğer tümör parotis bezinin derin kısmından kaynaklanmış ise yüz sinirinin ameliyatta hasar görmesi olasılığı artar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://utkuaydil.com/?feed=rss2&#038;page_id=51</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gırtlak (larenks) kanseri</title>
		<link>http://utkuaydil.com/?page_id=47</link>
		<comments>http://utkuaydil.com/?page_id=47#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2014 13:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Utku Aydil]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[larenks]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[ses teli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://utkuaydil.com/?page_id=47</guid>
		<description><![CDATA[Gırtlak kanseri kimlerde görülür? Türkiye’de sıklığı nasıldır? &#8211;          Gırtlak kanseri erkeklerde daha sık görülmektedir. Bunun nedeni de sigara kullanımınının erkeklerde daha fazla olmasıdır. Türkiye’de erkeklerde en sık görülen 6. kanserdir. İlk sırada ise akciğer kanseri yer almaktadır. Ancak sigara kullanan kadınlar da risk altındadır. Gırtlak kanseri 45-65 yaşları arasında daha sık görülmektedir. Gırtlak kanserine neden [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gırtlak kanseri kimlerde görülür? Türkiye’de sıklığı nasıldır?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanseri erkeklerde daha sık görülmektedir. Bunun nedeni de sigara kullanımınının erkeklerde daha fazla olmasıdır. Türkiye’de erkeklerde en sık görülen 6. kanserdir. İlk sırada ise akciğer kanseri yer almaktadır. Ancak sigara kullanan kadınlar da risk altındadır. Gırtlak kanseri 45-65 yaşları arasında daha sık görülmektedir.</p>
<p><strong>Gırtlak kanserine neden olan faktörler nelerdir?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanserinin en önemli nedeni tütün ürünleridir. Ülkemizde en çok kullanılan tütün ürünü olan sigara nedenler arasında ilk sırada gelmektedir. Bunun dışında yoğun alkol tüketimi gırtlak kanseri riskini arttırır. Sigara ve alkol beraber kullanıldığında risk daha da fazla artar.</p>
<p><strong>Ne zaman gırtlak kanserinden şüphelenilmeli? Bende gırtlak kanseri olabilir mi?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanserinin en önemli semptomu ses değişikliğidir. Eğer sigara kullanıyorsanız ve iki haftadan uzun süreli ses kısıklığınız varsa gırtlak kanseri açısından kulak burun boğaz değerlendirmesi yapılması gereklidir. Gırtlak kanserli hastalarda ses kısıklığının yanında yutarken takılma, yutma güçlüğü, nefes darlığı, boyunda kitle gibi şikayetler de görülebilmektedir.</p>
<p><strong>Gırtlak kanserinin teşhisi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanseri teşhisi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanları tarafından yapılan özel gırtlak muayenesi ve anestezi altında alınan biyopsi ile konur.</p>
<p><strong>Gırtlak kanserinin tedavisi nasıldır?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanserinin tedavisi ameliyat ve/veya radyoterapi (ışın tedavisi ) ile yapılmaktadır. Hastalığın ileri evrelerinde radyoterapinin etkisini arttırmak için kemoterapi ilaçları tedaviye ilave edilmektedir.</p>
<p><strong>Ameliyatsız gırtlak kanseri tedavisi her zaman mümkün müdür?</strong></p>
<p>&#8211;          Ameliyat yapılmadan sadece radyoterapi ile gırtlak kanseri tedavisi yapılması mümkün olabilmektedir. Ancak radyoterapi her hasta için uygun değildir ve hastalığın tedavisinde en yüksek iyileşme oranının sağlanabilmesi için hastanın ve kanserin durumuna göre bazen radyoterapi bazen de ameliyat seçeneklerine başvurmak gerekmektedir.</p>
<p><strong>Gırtlak kanserinin ameliyatla tedavisi her zaman açık yolla boyundan mı yapılır?</strong></p>
<p>&#8211;          Eğer kanser fazla ilerlememiş ve ağız yolu ile tedaviye uygun ise boyundan açılmadan lazer gibi teknikler kullanılarak gırtlak kanseri tedavisi yapılabilmektedir. Bu sayede çoğu hastada trakeotomi (boğazda delik) açılmadan tedavi mümkün olabilir.</p>
<p><strong>Gırtlak kanseri ameliyatları açık yolla yapıldığında gırtlak tamamen mi alınır?</strong></p>
<p>&#8211;          Birçok hastada açık ameliyatla gırtlak kısmen alınmakta ve iyileşme tamamlanana kadar boğaza geçici olarak delik açılmakta ve gırtlak korunabilmektedir. Bu hastalarda boğazdaki delik genellikle bir ile üç hafta arasında kapatılabilmektedir. Kısmi gırtlak ameliyatlarından sonra konuşma ve yutma mümkün olabilmektedir.</p>
<p><strong>Gırtlak kanserleri vücuda sıçrama yapar mı?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanserleri bazen boyundaki lenf bezlerine daha nadir olarak da diğer organlara metastaz (yayılım) yapabilmektedir. Boyundaki lenf bezelerine metastazın olduğu durumlarda veya eğer metastaz riski yüksekse boyun lenf bezeleri de ameliyatla alınmaktadır.</p>
<p><strong>Gırtlak kanseri olan hastaların dikkat etmesi gereken konular nelerdir?</strong></p>
<p>&#8211;          Gırtlak kanseri teşhisi konulan hastaların ömür boyu sigara ve alkolden uzak durmaları gerekmektedir. Hastaların bağışıklık sistemi ve vücut dirençlerinin yüksek kalması açısından sağlıklı ve düzenli beslenmeleri önemlidir. Tedavi sürecinde kilo kaybı yaşanmaması tedavi başarısı açısından olumlu etki sağlar. Hastaların tedavi sürecinde önerilere uyması ve tedavilerini önerilen biçimde tamamlamaları, tedavi sonrası takiplerini aksatmamaları da çok önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://utkuaydil.com/?feed=rss2&#038;page_id=47</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
